DUYGUSAL ZEKA

DUYGUSAL ZEKA

 

DUYGULARÖncelikle duygusal zeka diye bir şey yok.Zeka bir tane; Beyin bir tane. Zamanında IntelligenceQuantity (IQ) diye ortaya çıkan ve meşhur olan Zeka Miktarını ölçen testin içinde sadece bilimsel sorular bulunduğundan duygular işin dışına çıkmış gibi algılanmıştı. Bu durumu düzeltmeye ve duyguların da düşünme süreci içinde olduğunu göstermeye çalışan Daniel Goleman ortaya çıktı. “Duygusal Zeka” (EQ) , isimli kitabında, duyguların düşünme süreci içinde olduğunu, biyolojik ve sosyal veriler ile ispatladı. Fakat kitabın adı duygusal zeka olduğundan, sanki EQ, IQ’dan ayrı bir şeymiş izlemini pekiştirdi.

 

Yani şunu diyenler var: -Şekerim bende duygusal zeka fazla, kafam paraya basmıyor, ama paralı sevgiliyi hemen tavlıyorum.

 

Halbuki duygular hep düşünme sürecinin içinde.  Duygular beyinde faaliyet gösteren hormonlardır. Melatonin, seratonin, Dopamin, endorfin, kortizol gibi.  En duygusuz anlarımızda bile, sinirsel taşıma işini yapanlar bu hormonlardır. Bu hormonların fazlalığı veya azlığı ise duygusal durumumuzu gösteriyor.  Düşünce sürecinin içinde yer bu hormonlardan bazılarının örneğin mutluluk hormonu dopaminin yüksek olması  düşünce biçimimizi etkilemekte, zekamızı arttırmaktadır. Mutlu çocuklar daha başarılıdır.

 

Örneğin, heyecanlandığınızda veya korktuğunuzda, sinir hücrelerimiz derhal sinyal sistemini uyarır ve büyük bir hızla ve yolunu şaşmadan hedefe ulaşarak böbrek üstü bezlerinizi hareketlendirir. Mesajı alan böbrek üstü bezleri adrenalin hormonu salgılar. Adrenalin hormonu ise kana karışarak, neredeyse bütün vücudu alarma geçirir. Sindirim organlarının hareketlerini engeller ve sindirme sürecini durdurur. Böylece sindirime katılmayan önemli miktarda kan, kasları beslemek üzere boşta kalmış olur. Aynı zamanda kalbin ritmi hızlanır, kan basıncı artar. Akciğerlerin bronşları genişleyip, oksijen girişini ve kanın oksijenle beslenmesini hızlandırır. Kandaki şeker miktarı artar. Bu da kaslara fazladan enerji sağlar. Nihayet gözbebekleri genişler ve gözlerin ışık uyarımlarına karşı duyarlılığı artar. Bütün bu etkiler bir araya geldiğinde ise, bir insan ister kaçma, ister savunma, isterse de saldırma durumuna geçmek üzere olsun, her durumda büyük bir performans göstermeye hazır duruma gelir.

 

Düşünürken, duygular da bir girdi yaratıyorlar.Diğer girdilerden farkı, sürece biz istemeden etki etmeleridir. Ve ne kadar etki ettikleri bilinmemektedir.Düşünmeyi, İstanbul trafiğine benzetirsek, duygular taksi, dolmuşlar gibi ticari araçlardır. Trafiğin akışının dışında harekete ediyormuş izlenimi verirler. Nereye, ne zaman gideceği belli değil, diğer arabaları nasıl etkileyeceği belli değil.

 

Duygular, güdülerin seyreltilmiş ve dönüşmüş halleridir.Korku’nun seyreltilmiş hali, stres, üzüntü, telaş, heyecanvb.dir .Hayvanlarda duygular, güdü ağırlıklı olarak yaşanmaktadır. İnsanda yaşanan bu güdünün dönüşmesi ve kontrol edilmesidir. İnsanlar duygularını kontrol etmeyi başardıkça medeni olarak adlandırılmışlardır.

 

En duygusuz gözüken İngiliz eliti, esasında  duygusunu tam kontrol edebilen seçkinlerden oluşmaktadır. Yani bir bakıma olan şudur, vücut hormonu üretmekte ancak beyin daha farklı bir hormon üretimi ile vücudu dizginlemektedir. Bir nevi hormonlar savaşıdır olan.

 

Kuzey ve Batı’dan, Güney ve Doğuya doğru yer değiştirdikçe, duygusal kontrol azalmaktadır. Bizim ülkemiz için de aynı durum söz konusudur. Kuzeye ve Batıya gittikçe kontrol artar. Yani savaşı beyin kazanır. Ama bu her zaman iyi bir şey değildir. Duyguları baskıladıkça, sevgisiz insanlara dönüşmek mümkündür. En iyi eğitim verdiğimiz gençlerin, en acımasız kişilere dönüşmesi bundandır. Bazı Avrupalılar, insanlıklarını hatırlamak! İçin Hindistan’a göçer veya gelir Türkiye’ye yerleşirler.

 

Medeniyet arttıkça, evlerinde yalnız ölen insanlar çoğalmaktadır. Medeniyet azaldıkça, yalnız kalmak zorlaşmaktadır. Rahat, rahat tuvaletini bile yapamazsın.Bir çok ailenin beraber yaşadığı ortamlarda, pek “özel” bir şey olmaz.

 

Burada net bir çelişki vardır.  Bir tarafta duygusuz bir medeniyet, diğer tarafta duygulu bir medeniyetsizlik.İnsanları eğiteceğiz diye, duygusuz insanlar yaratmaktayız. Bir iş kadını veya erkeğinin, aşık olması gittikçe zorlaşmaktadır. Çünkü vücut toptancı davranmaktadır.

 

Ya hep, ya hiç. Duyguyu kontrol edeceksen, hep kontrol edersin. Etmeyeceksen sal gitsin. Hormonlarda buna göre çalışır. Sürekli kontrolde hormonlar azalır. Vücut artık daha az duygusal girdi yapar.

 

Sürekli hormon üretiyorsan, vücut gittikçe daha fazla hormon üretecektir. Sinirliysen, kızgın biri olmak için çok zaman geçmeyecektir. Kendini kontrol etmeyi tamamen bırakırsan, şiddet uygulaman yakındır.

 

ÇÖZÜM:

 

Mutluluk getiren duygusal yanlarımızı teşvik etmek, mutsuzluk getiren duygusal yanlarımızı törpülemektir. Vücudun toptancı etkisine karşı çıkmaktır.

 

İki basamak var:

1.      Farkında  olmak.

2.      Maniple etmek.