ETKİLİ EĞİTİM VEREBİLMEK – 1

ETKİLİ EĞİTİM VEREBİLMEK – 1

“Duyduğumu unuturum,
Gördüğümü hatırlarım,
Yaptığımı öğrenirim.”

Eski bir Çin atasözü

Etkili eğitim nedir? Etkili eğitim nasıl verilir?


Bazıları için etkili eğitim, eğitimcinin sadece sahne/sınıf sunuş performansı ile ilgilidir. Eğer eğitimcinin sınıftaki sunuş performansı iyiyse, iyi konuşuyorsa, sınıfın nabzını iyi tutuyor, onların dikkati hiç dağılmadan dinlemelerini sağlıyorsa, bu iyi bir eğitimci olduğunu gösterdiğini düşünürler. Bu durumda muhtemelen eğitimcinin katılımcı değerlendirmeleri de oldukça yüksek çıkacaktır.


Etkili eğitim, eğitime katılan herkesin eğitim esnasında eğitimciyi hayran, hayran dinlemesi ve eğitim bitiminde de ‘vay be çok güzeldi’ diyerek ayrılması mıdır?


Yoksa eğitim bitip katılımcılar işbaşı yaptıktan sonra eğitimin kuruma nasıl bir değer veya gelir kazandırdığına mı bakılmalıdır?


Bunun ölçüsü veya değerlendirilmesi nedir? Kim yapar? Elbette bu değerlendirme kişiden kişiye çok farklılık da gösterebilir.


Konu elbette ki sadece sunuş performansının iyi olması kadar basit değildir. Artık kurumlar sonuçlara ve harcadıkları paraların nereye gittiğine daha çok dikkat etmeye başlamışlardır.


Etkili bir eğitimin ölçütü nedir? Nasıl öğretirsek daha verimli olur? … Bunu anlayabilmek için bazı eğitim teorileri ve modelleri de bilmemiz gerekir.


Bütün davranış bilimciler ve eğitim teknologları yıllar boyunca daha etkili eğitim nasıl yapılmalı diye çeşitli araştırmalar yapmışlar ve günümüze kadar da gelen çok değerli yöntemler geliştirmişlerdir.


Öğretim tekniklerinde yaygın kullandığımız yöntemlere baktığımızda 1957 yılında Amerikalı eğitim teknoloğu Edgar Dale ’in geliştirdiği ‘Yaşantı Konisi’ ( The Cone of Experience) bugün modern eğitim yöntemlerinde de bize ışık tutan bir model olmuştur.




Dale’in geliştirdiği modelde insanların öğrenmelerini artıran/hızlandıran/kolaylaştıran üç temel bilimsel ilke şöyle sıralanabilir:


1.    Öğrenme işlemine katılan duyu organlarımız sayısı ne kadar fazla ise o kadar iyi öğreniriz ve öğrenmelerimiz o kadar kalıcı olur.

2.    En iyi öğrendiğimiz şeyler kendi yaşantımız yoluyla ve yaparak öğrendiğimiz şeylerdir.

3.    En iyi öğretim, somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru giden öğretimdir.


Bu model, hem eğitim tasarımı yaparken ve doküman hazırlarken, hem de öğretim yöntemleri uygulanırken mutlaka dikkate alınmalıdır.

Yapılan bir çok araştırma Dale’in modelinin sağlaması niteliğinde bulgular ortaya koymuştur.


Bu çalışmalara göre insanlar (zaman sabit olmak üzere);


  • okuduklarının %10’nu hatırlarlar
  • işittiklerinin %20’sini hatırlar
  • gördüklerinin %30’unu hatırlar
  • hem görüp, hem işittiklerinin %50’sini hatırlar
  • söylediklerinin %70’ini hatırlar
  • hem yapıp, hem söylediklerinin ise %90’ını hatırlayabilmektedirler


Öğretim yöntemlerine bakacak olursak temelde 3 ana yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler de Dale’in Yaşantı Konisi modelini desteklemektedirler.

Yazının devamı 30 Aralık 2010′ da yayınlanacaktır.