EYVAH !  YİNE KARARIM GELDİ – 2

EYVAH ! YİNE KARARIM GELDİ – 2

Eyvah yine kararım geldi

6. Neden ve nasıl yanlış kararlar veririz?


Yukarıda sayılan unsurlar ve süreç tam olarak gerçekleşmediği takdirde yanlış karar verme konusunda bir açmaza düşülmüş demektir ama genel olarak:

-Yöneticinin ya da diğer bir ifadeyle karar alıcının kendine aşırı güveni, hatada ısrarı, veya karar   vermede çok gecikmesi

– Karar verme üzerinde maliyetler, insani yetenekler, zaman, teknoloji ve yeterli bilgi konularındaki kısıtlamalar

Firmanın her bir bölümünün kendi açısından en iyi çözümü aramaya çalışması yüzünden, genel olarak firma için en iyi çözümün elde edilememesi.


Aslına bakacak olursak Oyun Teorisi kuramında “Mahkumlar Açmazı (Prisoner’s Dilemma)” yaklaşımını hatırlatan son madde günümüz iş dünyasında en çok karşılaştığımız durumlardan biridir. Gerek aynı gruba bağlı farklı şirketler arasında gerekse tek bir firma içerisindeki farklı departmanlar arasında departmanın ya da grup şirketin kendi çıkarını maksimize etmeye çalışması, toplamda hem bağlı olduğu gruba hem de kendi çıkarına zarar vermektedir. Esasında bu sorun araç kullanırken trafikte de karşımıza çıkmakta. Kendi çıkarı için hatalı sollama yapıp önümüze geçmek isteyen kişi ileride trafiği tıkayıp hem kendi için hem de diğer insanlar için zarar veren bir pozisyona düşmektedir.


7. Yanlış verilen bir karardan dönmek mümkün müdür?


“Zararın neresinden dönülse kârdır.” sözünden hareketle yanlış verilen bir karardan ne kadar erken dönülürse o kadar iyi olacağı kanaatindeyim. Karar verme süreci açısından yanlış bir karardan geri dönülmesi de aslında belli bir teknikle yapılmalıdır. Askeri harekatlarda bile mağlubiyet sonrası geri çekilmenin belli kuralları ve aşamaları vardır. Elde kalan kaynak ve birlikler tamamen yok olmadan (bozgun) ya da zarar görmeden geri çekilmek hayati önem teşkil eder. Nitekim Atatürk’ün Kütahya-Eskişehir savaşı sonrasında meşhur geri çekilişl ile ordumuzu Sakarya Irmağının doğusuna kadar çekip mevzilenmesi buna çok iyi bir örnektir. Tüm eleştirilere göğüs geren Atatürk bu hareketiyle kurtuluş savaşının çehresini değiştirmiştir. Anlamsız bir taarruza kalkışmış olsaydı sonuç büyük ihtimalle hüsran olacaktı. Kendi sözleriyle aktaracak olursak; “İyi hazırlanılmamış bir taarruz, hiç taarruz etmemekten daha fenadır”


İş dünyasında da örneğin başarısızlığa uğrayan bir pazarlama ya da ürün lansmanı sonrasında marka imajına zarar vermeden doğru bir kampanya modeliyle geri çekilmek, ürüne anlamsız bir yatırım yapıp bu başarısızlığın sektör ve müşteriler arasında daha da bilinir bir hale getirmekten şüphesiz çok daha mantıklıdır. Bu noktada karar verici yöneticinin bireysel menfaatinden çok kurumsal aidiyet çerçevesinde bir yaklaşım benimsemesi en ayırt edici nokta olacaktır.


 

8. Hızlı karar vermek için neler yapılmalıdır?


 

“Çabuk karar ver ama asla nedenini söyleme. Kararın belki doğru olabilir ama sebeplerinin yanlış olacağı kesindir”

Lord Mansfield


Hızlı karar alma bir yetenek mi yoksa sonradan geliştirilebilen bir yeti mi tartışmaları sürse de şurası kesin ki yapı itibariyle soğuk kanlı ve stratejik düşünebilen insanlar çok daha hızlı karar almaktadırlar. Hızlı karar alma anları genelde beklenmeyen bir durum ya da kriz ortaya çıktığında karşılaşılan bir durumdur. Bu durumun sürekli olduğu meslekler bile vardır. Örneğin; Doktorlar, İtfaiyeciler ve hatta Hakemler bu zorlukla sürekli baş etmek zorundadırlar. Durum böyle olunca da kriz anında telaşa kapılmayıp soğuk kanlılığını koruyarak duygularıyla değil düşünceleriyle hareket eden insanlar çok daha hızlı ve yerinde karar almaktadırlar.

Hızlı karar alma sırasında ilk yapılası gereken şey deyim yerindeyse “ihtiyati tedbir” olarak durumun daha da kötüye gitmesini engelleyecek ilk önlemleri almak olmalıdır. Yani sorun bir şekilde dondurulmalı daha sonra da ortadan kaldırılması için diğer adımlar atılmalıdır. İşte stratejik düşünebilme burada karşımıza çıkmaktadır. Kısa vadede değil de orta ve uzun vadede karşılaşılan sorunun alabileceği hali doğru şekilde tesbit edip gereken önlemleri alan ve karar veren insanlar gerek özel hataylarında gerekse de meslek hayatlarında başarıya ulaşan kişiler olmaktadır.


Son Davos Zirvesinde Sayın Başbakanımızın aldığı karar buna iyi bir örnek olabilir, şurası gerçek ki başbakanımız kontrolünü kaybedip duygusal davranmış ve sözleri ve davranışıyla ilgili daha sonradan basın açıklaması yapmak zorunda kalmıştır. Yüksek sesli bir hitap karşısında tepki göstermekte çok haklı olan başbakanımız, kullandığı kelimeler ve üslüp olarak devlet geleneğimizin içerisinde olmayan bir tavır sergilemiştir. Zaten genel olarak dikkat edecek olursak başbakanımız acele karar verilmesi gereken bu tarz kriz durumlarında genelde ilk başta hataya düşmekte ve sonrasında bu hatasını düzeltmek için efor sarfetmek zorunda kalmaktadır. Örnekler eminim sizin de zihninizde canlanmıştır.


 

9. Peki acele karar verme hastalığı var mıdır?


Zaman yönetimi eğitimleri sırasında değinilen Acil-Önemli ayrımı belki de bu semptomun bir tedavisi ancak buna henüz bir çözüm bulunabilmiş değil. İş dünyamızın dinamikleri gereği kendi iş akış ajandamızın ya da görev tanımımızın çok az bir kısmının tamamına hakim olabiliyoruz, iş tanımımız içerisindeki her yaptığımız faaliyet aslında uzunca bir süreç içerisindeki küçük adımlardan ibaret. Bizden önce birilerinin bazı şeyleri yapmış olması gerektiği gibi, bizden sonrada birilerinin yapması gereken şeyler de var. Hal böyle olunca da sürekli olarak zaman planlamasında başkalarına bağımlı oluyoruz, ayrıca amir ya da müdürümüzün vereceği her iş acil ve önemli olduğundan zaten iş akışı nedeniyle içinde olduğumuz açmaz tam bir keşmekeşe dönüşmektedir. Burada da acele karar verme hastalığına tutuluyoruz denebilir.Yani sürekli olarak acil ve önemli işlerle uğraşmaktan ve acele karar vermekten dolayı hem önemli olan ama kısa vadede çok acil olmayan işleri ikinci plana atmakta hem de düzgün bir analiz ya da kök sebep araştırması yapmadan acele ve yanlış kararlar almaktayız.


 

10. Karar verme testleri hakkında ne söylenebilir?


Rivayet odur ki bir firma işe alım görüşmeleri sırasında aşağıdaki karar verme testini uygulamıştır, stratejik karar verme açısından kısa ve güzel bir örnek olduğu için metnin tamamını koymayı tercih ettim:


Lütfen aşağidaki hikayeyi, sanki kendiniz bir iş mülakatına giriyormuş gibi cevaplayın. Samimi olarak ne cevap verirdiniz?
“Karanlık yağmurlu bir gece, yağmur yağıyor, fırtına var, gök gürlüyor ve siz sabaha karşi 2 saatlerinde yalnız ve issiz bir yolda araba kullanıyorsunuz. Araba iki kişilik. Biraz ilerde otobüs durağında 3 kişi bekliyor. Birincisi bir doktor, sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış. İkinci kişi, çok yaşlı ve hasta neredeyse ölmek üzere olan birisi. Üçüncüsü, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak için can attığınız birisi. Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişiye yer var.

Soru şu; Böyle bir durumda ne yapardınız? Soruyu iyice düşünün ve en iyi cevabı verin…”


 

11. Katılımcı karar verme ne anlama gelmektedir ?


Katılımcı demokrasi sözünden hareketle katılımcı karar verme de önemli ama bir o kadar da zor bir haslet ve tekniktir. İşimizle ya da kendimizle ilgili önemli bir karar almamız gerektiğinde bu alınacak karardan etkilenecek ya da etkilenebilecek herkesi süreçe dahil etmek hem doğru bir karar alınması hem de alınan karara sahip çıkılması açısından oldukça önemli. Bu konuda yapılmış araştırmalar bile var.[1] İş dünyasında kendi yaptığı işle ilgili olarak alınacak kararda da mavi yakalısından beyaz yakalısına herkes süreç içerisinde yer almak ister. Bunun iki nedeni vardır denebilir, öncelikle herkes kendi düşüncesinin önemli olduğuna inanır ve ayrıca yine herkes haklı olduğunu düşünür. Bu noktada öneri sistemleri bile ortak bir paydaya sahiptir denebilir. Her çalışan yaptığı iş üzerinde etkiye sahip olduğunu en azından bilmek ister ve zaman zaman bunu gerçekleştirebiliyor olmak da oldukça önemli bir katkı sağlar, hem kişiye hem de çalıştığı kuruma. İkinci olarak İsmet İnönü’nün çok partili demokrasiye geçiş sırasında “Bir ayakkabıyı giyen onun neresinin vurduğunu herkesten daha iyi bilir” sözü referans alınabilir. Demek istediğim yapılan ya da yapılacak işin mutfağında yer alan onun girdi ve çıktılarıyla birebir ilişki içerisinde olan kişi karar alma sürecinde de haliyle en doğru tespitleri yapacak ve ihtiyaçları daha iyi saptayacaktır. Kanımca bu iki nedenden dolayı katılımcı karar verme oldukça hayati bir önem teşkil eder.


Toparlayacak olursak, problem çözme ve karar verme hem bibirini besleyen hem de birbirinden etkilenen iki süreç. Birinde meydana gelecek bir aksaklık ya da iyileştirme diğerini oldukça derinden değiştirebilmekte. Bu nedenle bu iki şeyi birbirinden ayırmamak sürekli beraber değerlendirmek gerekir. Günlük iş akışlarımız sırasında sürekli bunlardan sadece biriyle uğraşıyor ya da zaman ayırıyorsak bir yerlerde yanlış yapıyoruz demektir. Sizlere şirketinizde alınan kararların tam olarak uygulandığı bir hafta diliyorum…

Yukarıdaki karar verme testinde ben ne mi yapardım: Arabamı doktora verir hastayı hastaneye götürmesini söylerdim, ben de rüyalarımın kadınıyla durakta kalırdım, peki siz ne yapardınız?




[1] Ayrıntılı bilgi için bkz., “KATILIMCI KARAR VERME: KARARLARA KATILIM KONUSUNDA ÇALISANLARIN DÜSÜNCELERİNE YÖNELİK BİR ALAN ÇALISMASI”, Doç.Dr.İsmail BAKAN, Ögr.Gör.Tuba BÜYÜKBESE, Süleyman Demirel Üniversitesi, İİBF