EYVAH !  YİNE KARARIM GELDİ – 1

EYVAH ! YİNE KARARIM GELDİ – 1



“İyi fikirler, bilgi olmadıkça iyi kararları garantilemez ve iyi bir bilgi seviyesi, iyi bir fikir olmadan pek  işe yaramaz… İyi bir karar ; iyi bir fikir ve iyi bir bilgi birikiminin evliliğinden doğan sağılıklı bir çocuktur.” Andrew Roy Duncan

“Hiçbir şey karar verebilme yeteneğine sahip olmak kadar zor ve onun kadar kıymetli değildir.” Napoleon Bonaparte

“Problem; çözdüğümüzde aslında var olmadığını anladığımız şeye denir.” Anonim


Günlük iş rutinlerimiz içerisinde belki de en sık yaptığımız şey problem çözmek ve karar vermek… ama küçük ve önemsiz ama büyük ve önemli olsun iş hayatımızın bir vazgeçilmezi bu iki şey. Peki biz cidden bu iki şeyi doğru bir şekilde ve bilinçli olarak bazı süreçler içerisine oturtarak yapabiliyor muyuz? Deyim yerindeyse zurnanın zırt dediği yer de burası bir açıdan. Bir türlü problem çözmekten başka bir şeyin yapılmadığı, her şeyin acil-önemli skalasında gezdiği ve alınan kararların da daha doğrusu alındığı sanılan kararların da bir türlü herkes tarafından sahiplenilip uygulanmadığı iş yerleri kastım. Çözülmesi gereken problemlerin sürekli sonraya bırakıldığı gerekli radikal kararların bir türlü alınmadığı ya da alınamadığ, sürekli geçici ve kısa vadeli önlemlerle günün kurtarıldığı, bitmek bilmeyen toplantıların ardı ardına sıralandığı ofis ortamları da bu tanımın içerisine giriyor aslında. Size tanıdık geliyor mu bu söylenenler? O halde derhal bu yazıyı okuyun ve artık bugüne kadar alışılagelmiş problem çözme ve karar verme yöntemlerinizden kendinizi sıyırın. Yalnız hemen belirtmek isterim ki, önereceğimiz ve uygulamaya geçirin diyeceğimiz şeyler en azından ilk başlarda ofis içerisinde başınızı ağrıtabilir ancak orta ve uzun vadede değişecek şeyler hem sizin hem de size önceden muhalefet edenlerin işini kolaytıracak, zaman planlamalarını daha rahat yapmalarını sağlayacak ve hiç değilse ofisten akşam kaçta çıkabileceklerini kestirebilecekleri bir rahatlığa ulaşmalarını sağlayacak şeyler. İyi ya işte iş çıkışı arkadaşlarınızla program yapmak için artık: “Siz buluşun ben ofisten erken çıkabilirsem gelirim” diye bir cümle kurmayacaksınız artık ne güzel değil mi ?


Kimi anlar vardır hayatımızda…dönüm noktaları, hafızamıza kazınan anlar; belki bir mimik belki bir hareket bel ki de sadece bir ses ya da bir söz…İş hayatımızda da unutamadığımız bazı anlar vardır, önemli kararlar aldığımız ya da karar almadığımıza pişman olduğumuz anlar, kimi küçük alınan kararların da aslında ne kadar önemli olduğunu zaman gösterir bize tüm çıplaklığıyla…İster kabul edelim ister etmeyelim başımıza ne geliyorsa aslında almadığımız kararlardan ya da zamanında almadığımız kararlardan geliyor…Neme lazım deyip ihtiyatlı davranmak adına ertelenen aksiyonlar daha sonra bir kar tanesinin çığa dönüşmesi gibi aniden önümüze yuvarlandığında artık iş işten geçmiş oluyor. Çok değil belki de daha bir kaç gün önce o konuda bir karar verip problemi çözmüş olsaydık maddi ve manevi maliyet çok daha az olacaktı şüphesiz. Türkiye genelinde düşünecek olursak, 2001 krizinden önce bankacılık ve mali sistemimizle ilgili belli problemleri çözüp bazı kararları önceden almış olsaydık onlarca banka ve milyarlarca doplar çöpe gitmeyecekti hiç şüphe yok ki ya da son günlerde yaşadığımız kriz her ne kadar global köklere sahip olsa da 2001 yılında alınan o radikal kararlar sayesinde biraz olsun Türkiye ayakta kalmayı başardı. Peki bu kriz birden mi geldi, tabiki hayır. Gerek şirketlerimiz gerekse de bizler bireyler olarak sinyalleri çok daha önceden almaya başlamıştık ama bir türlü bir karar verip harekete geçemedik, hep erteledik. Şirketlerimiz eleman almaya, uzun vadeli satış sözleşmeleri yapmaya devam etti bizler de kredi kartlarımıza saldırdık, nasılsa ay başında öderim diyerek. Gelin görün ki bugün hem işe alınan o binlerce insan işlerinden oldu ve firmalar yaptıkları insan yatırımından büyük kayıplara uğradı hem de bizler elimizde kredi kartı ekstresi ve faturalarla kalakaldık. Keşke bazı şeylerin kararını önceden verseydik de haşlanmış kurbağa örneğinde olduğu gibi iyice gevşemeden sıcak sudan dışarıya atlayabilseydik.

Şimdi gelin hep birlikte karar verme sürecine biraz daha bilimsel olarak bakmaya çalışalım, zihnimizdeki cevaplardan değil sorulardan yola çıkalım, bu da benim verdiğim bir karar olsun o zaman ama yanlış ama doğru…


1. Karar verme süreci hangi aşamalardan oluşur ve özellikleri nelerdir?

Deming’in PUKÖ (Planla-Uygula-Kontrol et-Önlem Al) döngüsünün ötesinde farklı bir yaklaşıma daha değinmek isterim. Littrel’e ait bu yaklaşıma gore karar verme süreci 7 farklı basamaktan oluşur, bunlar:

1-Problemin tanımı

2-Amaçlar oluşturma

3-Kaynakların belirlenmesi

4-Alternatiflerin göz önünde bulundurulması

5-Karar verme

6-Kararın uygulamaya konulması

7-Sonuçların değerlendirilmesi [1]


Bu yaklaşımda dikkat edilmesi gereken nokta karar verme anının aslında sondan ikinci basamak olmasıdır. Bu da karar vermenin anlık bir olay olmadığının en açık kanıtı olsa gerek. Yaklaşımda İlk basamağın da problemin tanımı olması oldukça önemlidir. “Doğru tanımlanmış bir problem yarı yarıya çözülmüştür.” sözünden hareketle her şeyden önce karşılaştığımız durumu kapsamlı bir şekilde ve doğru tespitlerle tanımlamak (neden-neden analizi, balık kılçığı diagram metotları gibi) sonraki basamaklar için temel beliryeci olmaktadır. Yanlış tanımlanmış bir problem büyük ihtimalle yanlış en iyi ihtimalle de eksik kararlar almamıza neden olacaktır şüphesiz.


2. Karar verme sürecinde yapılması ve yapılmaması gerekenler nelerdir?


  • Yapmayın
  • Kendiniz için gerçekçi olmayan beklentiler belirlemek
  • Çok gerekmediği sürece, ani kararlar vermek
  • Kendinizi kandırmayın: sadece daha çabuk ve rahat ulaşacağınız bir sonuç için daha az uygun bir seçim yapmayın.
  • Gereksiz yere harekete geçmeyin bazen de hiç bir şey yapmamak ve beklemek en iyi çözümdür

Yapın

  • Dürüst olun
  • Üstünüze sorumluluk almaktan çekinmeyin
  • Yeni fikirler yaratmak için sahip olduğunuz zamanı kullanın.
  • Karar verme ve hatalardan öğrenme yeteneğinize güvenin

Kaynak: a.g.e


3. Doğru karar vermenin temel prensipleri nelerdir?

1-     Bilgiyi kullanma

2-     Olasılıkları doğru değerlendirme

3-     Kararların yararlı-yararsız yönlerini değerlendirme

4-     Değişik seçeneklerin sonuçlarını değerlendirmedir.[2]


4. Karar vermenin güçlükleri nelerdir ?

Burada yine karşılaştığımız karar verme durumunu ya da problemi doğru tanımlama devreye giriyor. Günümüz iş dünyasındaki karmaşık iş akış süreçleri ve uygulama mekanizmaları doğru karar vermeyi de tüm unsurları göz önünde bulundurmanın güçlüğü açısından neredeyse imkansız hale getirmektedir. Öte yandan alınacak karardan etkilenecek tarafların sayısı ve etkilenme oranı da karar vericiyi zor bir durumda bırakmaktadır. Alınacak kararın hem maddi hem de manevi maliyeti de bir diğer güçlük konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.


5. Karar verme sanatından bahsetmek mümkün mü?

“Küçük kararları akıl ile büyük kararları ise kalp ile almak gerekir” H.Jackson Brown


Eğitim ve danışmanlık faaliyetlerimiz süresince “Müzakere Teknikleri” eğitimlerimizde değindiğimiz konulardan biri de aktarılan her tekniği nerede, ne zaman ve ne şekilde kullanılacağının bir yetenek meselesi diğer bir ifadeyle bir sanat olduğudur, bu noktada da aynı yere çıkıyoruz denebilir. Kimi alınan kararları ve kararı alan kişiyi tenkit ettiğimiz çok olmuştur ancak geçen zaman ve ortaya çıkan şeyleri gördükçe bazen aslında bizim hatalı olduğumuzu farketmişizdir. İşte burada sanatı yapan ve bunu geç anlayan iki kişi bulunmaktadır. Aslına bakacak olursak da Edward De Bono’nun 6 şapkalı düşünme tekniğindeki şapkalarından biri olan olan kırmızı şapka tam anlamıyla sanatsal bir karar vermeyi niteler. Özetle:

KARAR VERME SANATI vs. BİLİMİ : SEZGİLERİN ve ANALİTİK BECERİLERİN























Makake yarım kaldı ne zaman mı? Bir hafta sonra paylaşıma hazır :)



[1] http://pdr.gen.tr/?p=29

[2] “Karar verme becerileri”, BÜKAM rehber kitapçıklar serisi, No: 2”