1981 yılında doğdu. İstanbul’da lise eğitimini tamamladıktan sonra, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. İnsan Kaynakları Yönetimi alanında sertifika programlarına ve bir çok eğitime katıldık... [Devamı]

İNSAN KAYNAKLARI FARK YARATIR

İNSAN KAYNAKLARI FARK YARATIR

İK

Artan rekabetçi koşullar kuşkusuz ki insanlığında artık içine işlemiş durumda.
Yaşamımızda artık her şeyle rekabet eder hale gelmiş durumdayız. Kardeşimizle, akranlarımızla, arkadaşlarımızla, çevremizle vb. aklınıza gelebilecek ve size kendinizi kıyaslama imkânı verecek her şey ile insan kendisini ölçme gereğini istem dışı olarak sürdürmektedir.
Artan bu rekabet ortamında hep en iyisi olmak ve tercih edilen kişiler arasına girmek önceliklerimizdendir. Bir bakıma kendi kendimizle bile yarışır hale geldiğimiz olmuştur. İnsanlar bu yarış içinde koştururken birileri, bu yarışta kimlerin birinci geleceğini objektif gözlemlerle değerlendirmek ihtiyacını hissetmiştir. Sizi bu yarışma içinde canlı kılan, dinamizminizi kalıcı hale getiren ve çevreye zarar vermeden kontrol halinde ilerlemenizi sağlayacak tek şey, sizin sağlıklı değerlendirilip nereye koşacağınızı ve nereye ulaşmanız gerektiğini bilen “Tarafsız Akıl”dır.

İşte özel sektör, bu ayrışmanın ve tarafsız aklın kim olacağına “İnsan Kaynakları” denen olguyu hayata geçirerek karar verdi. Gerçektende bu olguyu sahiplenen firmalar başarıdan başarıya koştu. Tabi bu başarı sadece İnsan Kaynaklarının değil, bu tarafsız akıla karar veren , hedeflerini ve amaçlarını İK ile bütünleştiren ve bunları İK hedefleri ile organize hale getirerek uygulamaya alan  doğru organizasyonların da başarısıdır. Bu uygulama sağlıklı ve tutarlı şekilde işler hale geldiğinde güzel işler ve büyüyen ekonomik yapılar ortaya çıkmış, istihdamın artmasına ve kalifiye işgünün ekonomiye kazandırılması anlamında öncü olmuştur.
Büyüyen ve gelişen organizasyonlar, İnsan Kaynaklarını sadece personel işleri olarak görmemiş, onları işletmelerinin stratejik kararlarında partner yaparak kararlarına ortak kılmıştır. İşte bu ortaklık her dönemde kendi rüştünü ispat ederek kurumların olmazsa olmaz yönetim sistemlerine esas teşkil etmiştir.
Esasında bu kadar katma değer yaratan İnsan Kaynakları kimdir biliyor musunuz? Özünde ve kaynağında insan olan ve bunu tutarlı bir şekilde işletme hedefleri ile harmanlayarak geliştiren, geleceğin işgücünü sektörel değişimler ve gelişmeler çerçevesinde ele alan, ekonomik-teknolojik-sosyo-kültürel yapıların insana etkisini günümüz koşullarında inceleyerek bunun geleceğe olan yansımasını şimdiden gören mesleki bir bilim dalıdır.

***

Evet bu kadar açık ve nettir İnsan Kaynaklarının işetmelere doğrudan veya dolaylı olarak etkisi. Çünkü insanı merkeze koymadan ve onu doğru değerlendirmeden hiçbir şey yapamazsınız. Neden mi? İnsan, duyguları,  vicdanı, aklı, sezileri, hüzünleri, sevinçleri vb. değerleri olan bir varlıktır. Siz bu değerli varlığı nasıl, ne şekilde ve ne kadar doğru biçimde ele alıyorsunuz. İnsan denen değerli ve gizemli bir varlığı ne kadar iyi tanıyıp kullanıyorsanız o kadar verim alıyorsunuzdur. Bakınız; yeni doğan bir çocuğu nasıl yetiştirirseniz öyle büyür, tabi sizin yetiştirmenize paralel olarak çevresel faktörlerin etkisi de çocuğun gelişiminde ve değişiminde etkilidir.
İşte Kurumlara alacağınız insan da böyledir. Gelişmeye, değişmeye, kabuğunu kırmaya ve sizin elinizde büyümeye yatkın nice İnsan Kaynağı vardır. Siz o kaynağı alıp yetiştireceksiniz ve şirketinizde sizin çevresel faktörünüz olacak ve o çevresel etkide işe alacağınız kişinin iş yapış biçimi ve yetişmesinde etkili olacaktır.
İnsan Kaynakları sadece doğru insan doğru işe yerleştirmek demek değildir. İnsan Kaynakları, ilk önce personel temininde tümden gelim mantığı ile çalışmak durumundadır. O da şu şekildedir. İK’nın, asıl olarak yapması gereken, kurum hedeflerini doğru şekilde incelemek ve bu hedeflerin ilgili bölümlere doğru bir şekilde yayılımını sağlamak için organizayon oluşturmaktır. Ardından o bölüm hedeflerini kişiler bazında dağıtılmasını koordine etmektir.

***

“Kurum hedefleri, bireylerin hedefleri ile örtüşmediği müddetçe bütünleşik olarak ilerleme olması güçtür” Çünkü kişi önce kendi hedeflerine inanacak sonrasında kurumun hedeflerini kendi hedefleri ile güçlü hale getirecektir.
Bu hedefler dağıtıldıktan sonra, işletme içinde ki açık pozisyona uygun kişinin işe alınması işlemi başlayacaktır. Tabi “kişiyi buldum hemen alıyım pozisyonu kapatayım” tarzı kolay ve kaçamak bir yaklaşım İK’ nın misyonu olamaz. İlk önce pozisyonun gerektirdiği niteliklerinin ortaya çıkması, sonrasında da bu niteliklere uygun olan kişinin uygun kaynaklardan aranması işlemi yapılması gerekenlerdir. Bunu takiben, adaylar doğru kişilik envanterleri ile ölçümlenebilmeli, pozisyonun gerektirdiği kişilik karakterine uygunluğunu değerlendirilmeli ve bunun yanı sıra gerekli görülen mülakat tarzları ile İK’ nın diğer işe alım yöntemleri komplike bir süreç olarak birlikte izlenmelidir.

***

Önceden patronlar personel alırken, “maaşın şu kadar, yarın gel başla” mantığı ile hareket ediyorlardı. Gerçi şimdi de bazı yerlerde bu tür yaklaşımlar devam ediyor, ancak İK’ nın kurumlarda hayat bulması ile birlikte artık yavaş yavaş bu tür yaklaşımlar geçerliliğini yitirmektedir.
Ve uygun insanı buldunuz, peki bundan sonra ne yapacaksınız? Artık İK’ nın asıl işi bundan sonra başlamaktadır. Bazı İK’ cılar için elemanı bulmak ve yerleştirmek yeterli olsa da, günümüz iş yaşamı içinde ve artan rekabet dünyasında bu böyle değildir. İK olarak doğru çalışanı, doğru işe aldıktan sonra, ilk önce bireye kurumun kendisi tanıtılmalı, firma içi idari kurallar, kurum kültürü, kalite politikası, firmanın misyon-vizyon-ilke ve değerlerinin aktarılması sağlanmalı, sonrasında da doğru oryantasyon ile kişi işe alıştırılmalı ve firma çalışanları (firmanın yapısına göre) kendisine tanıtılmalı, kanuni anlamda hakları ve çalışma şartları konusunda bilgilendirilmesi başlangıç için yapılacaklardır. Bunu takiben kurum olarak kişiden beklentiler aktarılmalı, kişinin hedefleri ve bu hedeflere hangi enstrümanlarla ulaşması gerektiği ifade edilmelidir. Gerisi artık bireyin yoğurt yiyişi ve maharetidir. İşte bundan sonra kişi kendi hünerini kendisi ortaya koyacaktır. Aslında personel ile asker arasında benzerlik bakımından şöyle bir durum vardır. Siz askere eğitimini ve silahını verin, hedefini gösterin, savaşmak ve galip gelmek onun hünerine kalmıştır.

***

Evet, çalışanlar şirketi iyiye de götürebilir, kötüye de götürebilir. Aslında firmaların bu kadar büyümesini ve gelişmesini sağlamak, her ne kadar şirket yönetimi ve patronlardır gibi algılansa da, “güzel yemek, iyi mutfakta değil, hünerli aşçının elide pişer” misali işin mutfak kısmında aslında hünerli çalışanlarlar vardır.
Şirketin en önemli sermayesi çalışanlarıdır, çalışanlara yapılan doğru yatırımlar firmayı daha da iyi noktalara taşıyabilir. Bir örnekle yola çıkalım isterseniz. Doğru bir çalışanı işe aldığınızda aslında o çalışan şirketinizin, iyi müşteriler ile doğru kazançlar sağlayarak hem üretim hacmini, hem de Pazar payını artırır. Buna ilaveten bunları artırmakla da kalmaz, şirketinize; bu büyüyen pazar ile birlikte artan üretim hacminin de gerektirdiği yeni yatırımlar kazandırır ve yeni yatırımlar da artı istihdamı beraberinde getirir.
Bakar mısınız iyi bir çalışanın katkısı sadece firmaya değil, işsizliğin giderilmesine, yatırımların artmasına, ekonomiye vb. bir çok toplumsal değerlere katkı sağlıyor. Hakeza kötü bir çalışanda da bunun tam tersini de düşünebilirisiniz.
Sözlerimi, İnsan Kaynağının ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu söyleyerek sonlandırmak istiyorum.
İnsanımızın kıymetini bilip, kaynağını keşfedelim…

Tuncay SALAN
18.11.2014

1981 yılında doğdu. İstanbul’da lise eğitimini tamamladıktan sonra, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. İnsan Kaynakları Yönetimi alanında sertifika programlarına ve bir çok eğitime katıldıktan sonra, Kalite Yönetim Sistemleri, İletişim ve Satış&Pazarlama alanların da bir çok eğitim aldı. “Birey ve İş Geliştirme Projesi” kapsamında iş arayan ve meslek edinmek isteyen kişilere, mesleki deneyimlerini geliştirmek ve iş imkânı sağlamak amacıyla firmaların personel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan proje kapsamında yüzlerce firmanın personel talebini ve aynı doğrultuda yüzlerce iş arayan bireye iş imkanı sağlayan projeyi yürütmüştür. Bu proje ile birlikte onlarca lise ve üniversite öğrencilerine burs olanağının sağlanmasına aracılık etmiştir. Kurumsal organizasyonlar içinde İnsan Kaynakları alanında Yetkinlik Bazlı Mülakat, Kişilik Testlerinin uygulanması ve analiz edilmesi sonucu pozisyona göre işe yerleştirme, Performans Sistemi çalışması, Eğitim İhtiyaç Analizleri, Yetkinlik Analiz çalışmalarının yanı sıra Kalite Yönetim Sisteminin kurum içinde uygulanmasında ve sisteminin kurulmasına yönelik çalışmalarda bulundu. İnsan Kaynakları Yönetiminde Uzmanlık alanı olarak; Performans Yönetimi, Kariyer Planlama, Eğitim Yönetimi, İşe Alım/Mülakat ve buna paralel olarak Kalite Yönetim Sistemi içerisinde bir çok çalışma ve projenin içerisinde görev yapmıştır. Bunun yanı sıra İnsan Kaynakları ve kişisel gelişim alanlarında bir çok yazı, makale, dergi, kitap vb. alanda ki sektörel gelişmeleri yakından takip etmekte olup, bu alanlarda yazıları ve çalışmaları bulunmaktadır. İKY’ nin vazgeçilmez temel taşı olan Davranışsal ve Yönetsel Yetkinliklerin belirlenmesi ve Yetkinlik Bazlı Mülakat Sorularının oluşturulması yönünde de çalışmaları oldu. “Kişiliğinizi Tanıyın” adlı kitabını referans alarak farklı kişilik testlerinin analiz ve yorumlanması, buna yönelik kişilerde var olan güçlü ve zayıf yönlerin belirlenmesi ve bireylerde var olan zayıf özelliklerin güçlü yöne dönüştürülmesi yönünde bir çok çalışması oldu. Şu an Üretim sektöründe faaliyet gösteren Kurumsal bir Organizasyonda İnsan Kaynakları alanının farklı fonksiyonlarında çalışmalarına devam etmekte olup, İnsan Kaynakları Yönetimi ile ilgili gelişimleri ve buna bağlı sektörel değişimleri takip etmektedir.