http://www.ikpaylasim.com/berrin-bayraktar... [Devamı]

KİM SOĞUK YEMEK YEMEK İSTER?

KİM SOĞUK YEMEK YEMEK İSTER?

Geçtiğimiz günlerde linkedin üzerinden üye olduğum gruplardan en sevdiğim ve en fazla takip ettiğim Çalışan İletişimi ve Sahiplenmesi isimli (orijinal ismi Employee Communications and Engagement) gruptaki bir tartışmaya görüşümü yazarak katıldım. Hindistan’dan yazan bir meslektaş, kurum içi bültenlerini çok daha fazla okunur hale getirmek için grup üyelerinden önerilerini istiyordu. Dünyanın dört bir yanından farklı ülkelerde aynı işi yapan birçok meslektaştan güzel öneriler peş peşe geldi. Bunları özetlersem:

Kurum için bir bülten yayınlamaya başlamadan önce, anket yaparak çalışanların görüşleri alınmalı. Bu bültenin başarısı için atlanmaması gereken bir adım.

 

·         Sadece bülten kanalı ile paylaşılan bilgiler olmasına dikkat edilmeli aksi takdirde aynı anda birbiriyle yarışan birkaç farklı iletişim kanalı yaratmanız işten bile değil.

 

·         İnsanlar kendilerine dair olan haberleri okumaya daha fazla istek duyarlar. Bu nedenle kurumdaki aktiviteler, takdir edilen kişisel katkılar, vb konular çok daha fazla ilgi çeker.

 

·         Anket için çalışanların görüşleri alındıktan sonra, bültenin başarısı için desteği önemli olan üst yöneticilerle görüşülmeli. Bunlar genellikle İnsan Kaynakları Yöneticisi, Pazarlama Yöneticisi, Üretimden sorumlu yönetici ve CEO olacaktır. Bu görüşmelerde çalışanların neler beklediği paylaşılmalı ve kendilerinin bültenden beklentilerinin ne olduğu sorulmalı.

 

 ·         Son olarak bültenin, dağıtımının nasıl yapılacağı dikkatlice planlanarak, herkese ulaşmasının sağlandığı bir sistem kurulmuş olmalı.

Yukarıdaki önerilerin tümü gerçekten çok güzeldi ancak unutamadığım bir sözü paylaşmak için de içimde sonsuz bir istek duydum. Sizin için de geçerlidir eminim; bazı sözler, kişiler ya da olaylar bakış açınızı genişletir ve sizin farklı bir pencereden bakar hale gelmenizi sağlar. Benim için de işte bu sözlerden birisi, dünyaca ünlü Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan kalp cerrahı Prof Dr Gazi Yaşargil’e aitti. Kendisiyle bir süre önce Türkiye’ye geldiğinde mülakat yapan gazeteci Türkiye ile ilgili en çok neleri özlediğini sorduğunda, Hocanın saydıklarının arasında ‘gazeteleri’ demesi dikkatimi çekti. Nedenine gelince Prof Yaşargil kısaca şöyle açıkladı: “İnternet üzerinden gazete okumak, soğuk yemek yemeye benziyor.” Ne çarpıcı bir cümleydi. Hoca, bu nedenle aylık olarak Türkiye’den basılı gazeteleri getirtiyordu. İşte benim için de bu cümle aklıma not ettiğim mesleki bir saptamanın kaynağı oldu. ‘Çok okunan bir kurum içi bülten yapmanın sırrı, maliyetli olsa da, basılı olması’ dedim kendi kendime. Çalışanın eline alıp renkli fotoğraflarına bakabilmesi, kafasını boşaltmak için mola verdiğinde CEO’sunun mesajını okuyabilmesi, öğle yemeğinden döndüğünde çalışma arkadaşlarından oluşan bir grubun kurumu adına yaptığı yardımlarla bir köyü nasıl değiştirdiklerinin hikayesine göz gezdirebilmesi… Hatta benim gibi biriktirmeyi sevenlerin, bültenleri atmaya kıyamayanların bunları saklayabilme keyfi de cabası.

 

Bu yazı ilk defa www.ikpaylasim.com’ da yayınlanmıştır.FSEK gereğince Kaynak Gösterilmeden yayınlanamaz.

 

http://www.ikpaylasim.com/berrin-bayraktar