MUTLULUK ÖĞRENİLİYOR MU?

MUTLULUK ÖĞRENİLİYOR MU?

 

Meslek gereği, bugünkü dünya düzeninin baş aktörü Amerika başta olmak üzere, aynı kültürü paylaşan, İngiltere, Kanada ve Avustralya’ya gittim. Bu ülkelerde yaşayan insanların, çoğunlukla hallerinden memnun olduklarını, yüzlerini güldüğünü değerlendirdim. Kendi yaşadıkları toplum içinde çok zengin olmasalar da hayata pozitif bakabilme becerisini gösteriyorlar ve çok az şikâyet ediyorlar.

Sonra bir de Türkiye’de ki vatandaşlarıma baktım. Ne kadar çok problemimiz var; kime merhaba desek; dert dinliyoruz. Ne kadar çok yakınma var. Çocuklar bile daha ana sınıfından başlıyorlar yakınmaya; kimden öğreniyorlarsa…

 

 İnsanlar çözümü kendi ellerinde olmayan olaylara bile sürekli üzülüyorlar;

 

  • Politik olaylara,
  •  
  • Maç sonuçlarına,
  • Başkalarının kavgalarına veya söylediklerine,
  • Kendi gibi düşünmeyenlere,
  • Bozuk giden işlere,
  • Yazarlara.

 

Böyle şeylere üzülmenin anlamsız olduğunu söylediğimde aldığım cevap aynı; insan doğası bu; elimde değil.

 

Gerçekten bu kadar kesinlikte doğru mu bu saptama? İnsanız biz! Ama bu Amerikalılar da insan.

Daha mı az önem veriyorlar kendilerine? veya daha mı çok bastırıyorlar duygularını? Hiç sanmıyorum; en küçük moral bozukluğunda psikolojik yardım alıyorlar: Yani hiç de saklamıyorlar durumlarını.

 

“Biz Akdenizliyiz, sıcak kanlı insanlarız o yüzden böyleyiz” açıklaması da pek doğru gelmiyor.

 

Benim açıklamam şöyle; Onlar nasıl mutlu olacaklarını öğretiyorlar çocuklarına biz, Nasıl Mutsuz Olunacağını.

 

Bu durumda çok önemli bir görev düşüyor üzerimize. Mutluluğu öğretilebilir bir yapıya kavuşturmak. İşte ben bunun üzerine çalışıyorum. Şimdilik bir kitap yazdım ve bir eğitim programı oluşturdum. Bundan sonra farklı fikirleri ve bilgileri toplayarak genişlemeye devam edeceğim.

 

Adler’in istediği gibi; toplumsallık derdim var