TUĞSEL AKYOL, Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Southeast Missouri State Üniversitesi’nden İşletme lisans diploması almıştır. Mezuniyetinin ardından, Amerika’da bir süre... [Devamı]

ÜÇ VAKTE KADAR:EĞİTİM DEPARTMANLARI

ÜÇ VAKTE KADAR:EĞİTİM DEPARTMANLARI

Eğitim departmanları

Falcılara sinir olurum.  Gelecek hakkında, ellerindeki ne olduğu belirsiz, sınırlı üç-beş veriye dayanarak, bilmiş bilmiş konuşurlar.  Televizyonda ekonomi tahminleri yapanlar da bana çok sevimsiz ve itici gelirler.  Onların bir süre sonra yanıldıklarını görmek, nedense, bana büyük bir zevk verir.

Üzülerek söylüyorum, sanırım bu yazımda ben de ucundan da olsa yukarıda ifade ettiğim ‘gelecek tahmininde bulunanlar’ sınıfına dahil olacağım.  Bu yüzden devam etmeden önce şunu ifade edeyim; aşağıda birkaç temel başlığa ayırdığım tahminlerimi mümkün olduğunca somut verilere ve istatistiklere dayandırdım; ve tabi ki, sonunda kendi yorumlarım ile yoğurdum.


Bu durumda, sanırım, bu yaptığım işe falcılık yapmak değil de, “destekli” tahminde bulunmak denebilir.

Aşağıda, 3 başlık halinde, eğitim departmanlarının ve eğitime bakış açısının yakın gelecekte nasıl değişim göstereceği, ilerlemelerin -veya gerilemelerin- hangi alanlarda, ne sebeplerle olabileceği konusunda değerlendirmeler bulacaksınız.


Eğitim Bütçeleri

2008-2009 yılı verileri, dünyada şirketlerin eğitim ve geliştirme bütçelerinin önceki yıllara göre çok da azalmadığını ifade ediyor.  Bu durum bize şunu net olarak gösteriyor: Krizlere rağmen şirketler, bir önceki krizlerde yaptıkları hataya düşmeyip, eğitim bütçelerinde büyük kesintilere gitmemişler.  (Kaynak: ASTD, 2009 State of the Industry Report)

Buna rağmen -yine krizin de etkisiyle- eldeki bütçenin en doğru biçimde kullanılması baskısı daha da artmış durumda.  Kesintiler daha yoğun olarak, eğitim programlarında bir kısıtlama şeklinde değil, harcama kalemleri arasında diğerlerine göre daha büyük yerler kaplayan ulaşım ve konaklama giderlerine odaklanmış.  Konaklama ve ulaşım çözümlerinde daha ucuz alternatifler seçilmekte.


Eğitim saati başına harcama miktarı %8 düşmüş; 2007′de $1,660 iken, 2008′de $1,528 olmuş.

Bu durum bize, dünyada şirketlerin giderek daha da bilinçlendiğini, eğitim yatırımlarında daha sorgulayıcı olup,  daha etkili kararlar verdiklerini gösteriyor.   Peki bu durum Türkiye’de de böyle mi?  İnanın hiç ama hiç değil!  (Kaynak: PERYÖN, Kriz Araştırması, 2008) -İzninizle, bu durumu başka bir yazımın konusu yapacağım.

Sonuç olarak, bütçe kullanımı konusunda bir bilinçlenme sözkonusu.  Artık tüm şirketi toplayıp güney sahillerinde 1 haftalık eğitime (gezmeye) gidilmesi sık görülür birşey değil.  Peki, ileride ne olur?  Şu andaki gidişata bakacak olursak, bütçe yönetimi konusunda eğitim yöneticileri üst yönetim tarafından daha fazla zorlanacak.  Bu durumda, öncelikle mevcut bütçenin nerelerini korumanın gerekli olduğu düşünülmeli.  Eğitim programlarının kalitesinden taviz vermeden, özellikle geri dönüşü kesin olan, etkisi yüksek eğitimlere öncelik verilmeli.  Konaklama, ulaşım ve malzeme konusunda da tedarikçiler sorgulanıp, mantıklı ve daha az maliyetli alternatifler üzerinde yoğunlaşılmalı.


Yatırımın Geri Dönüşü – ROI

Yatırımın geri dönüşünün (ROI) yönetim tarafından sorgulanması konusunda iki farklı görüş var:

  • Bir görüşe göre, ileride ROI daha bilinçli bir şekilde sorgulanıyor olacak.  İleride bu baskı daha da artacak, eğitim departmanı yöneticileri üst yönetim karşısında kendilerini biraz daha çaresiz hissedecekler.

  • Diğer bir görüş ise bu baskının düşeceği yönünde.  Her ne kadar, dünya çapında, kaynak kullanımı gitgide daha hassas olunan konulardan biri haline gelse de, eğitimin geri dönüşü çok sorgulanmayacak; çünkü temelinde eğitimin etkili olduğu kesin ve net.  En ince detayına kadar sorgulanmasına ne gerek var?

İkinci görüşün bizlere çok çekici göründüğünün farkındayım.  Ancak ben, mantıklı olduğu sürece, eğitiminin geri dönüşünün sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.  Bu sorgulama, tabi ki, tek taraflı, vandal bir baskı şeklinde değil; İK/Eğitim Departmanları’nın görüşü alınarak, onların yönlendirmesi doğrultusunda yapılmalı.

Bakın bu konuda ünlü düşünür Sokrates ne demiş: ”Eğitimin maliyetli olduğunu düşünüyorsanız, bir de cahilliğin maliyetini hesaplayın.”

Bu sözün üstüne başka ne söylenebilir?  İK olarak üst yönetimi işte bu bilgelikle yönlendirmemiz gerekiyor.  Aslında bizden beklenen de bu…


Eğitim Departmanlarının Yapısı ve Danışman Şirket Kullanımı

Günümüzde yeni kaynak yaratmak oldukça zor.  Mevcut kaynaklar ise yönetim tarafından sıkça sorgulanır oldu: “Bu işi daha az çalışan ile yapabilir miyiz?”, “Nasıl daha etkili çalışabiliriz?”, “Organizasyon yapımız etkisi yüksek bir şekilde çalışabilecek halde mi?”


Bu sorgulamalar sonucunda birçok şirketteki eğitim departmanı küçük ve daha etkili çalışan bir birim haline getirilmeye çalışıldı.

Bunun yanında, bütçelerin daha sıkı takip edilmesiyle şirketler eğitim ihtiyaçlarını karşılama konusunda danışmanlık firmalarına daha az başvurmaya başladılar.  Danışman firmalarla çalışma oranları tüm dünyada düşüşe geçti.  2007 yılında %25.2 olan bu oran, 2008 yılında %22.0 oranına gerileyerek, üst üste üçüncü yılda düşüş trendini sürdürdü. (Kaynak: ASTD, 2009 State of the Industry Report)


Şirketler, kendi iç eğitimci kadrolarını güçlendirerek, eğitim maliyetlerini düşürmeye çalıştılar.  Bu noktada doğru yaklaşımı uygulayan şirketler krizdeki en doğru hareketlerden birini yaptı kanımca: İç eğitim departmanlarını tecrübeli eğitimci kadrolarından oluşturdular.  Bu doğrultuda; en karmaşık yönetici eğitimlerinden, kişisel gelişim ve satış eğitimlerine, birçok eğitim başlığı çok düşük maliyetlerle çalışanlara sunulmaya başlandı.


Sonuç olarak, özetlemek gerekirse;

Eğitim Departmanları, gelecekte mevcut ekonomik baskıların devam etmesi, hatta artmasıyla birlikte daha profesyonel çalışmaya başlayacak.  Şirket içinde bir profesyonel danışman firma gibi çalışmaya başlayan eğitim departmanları, yüksek kalitede eğitim ve geliştirme faaliyetleri hizmetleri verecek.  Kıt kaynakların daha doğru kullanılmaya başlamasıyla eğitim ekipleri şirket içinde üst yönetimden daha fazla saygı görecekler.  Danışman firmalara verilen proje yüzdesi düşecek, ve bu durum danışmanlık sektöründe bir krize neden olacak.  Uzun vadede sadece kaliteli hizmet sunan ve gerçekten çözüm ortağı olabilen danışman firmalar ayakta kalabilecek.


Gerçekten böyle olur mu?  Merak etmeyin, bu sorunun cevabı için fazla beklemeyeceğiz.  Başlıkta da belirtildiği gibi: Üç vakte kadar…

TUĞSEL AKYOL, Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Southeast Missouri State Üniversitesi’nden İşletme lisans diploması almıştır. Mezuniyetinin ardından, Amerika’da bir süre hizmet sektöründe farklı görevlerde çalışmıştır. Türkiye’ye döndüğünde, otelcilik sektörüne İnsan Kaynakları Uzmanı olarak giriş yapmış; işe alım süreci, performans yönetimi ve eğitim konularında proje çalışmalarında bulunmuştur. Askerliğini takiben, sırasıyla; Kemer Inter-Continental Hotel ve Conrad Istanbul Hotel’de Eğitim Müdürü olarak, tüm eğitim sisteminin yapılandırılması ve yönetiminin yanısıra performans yönetim sistemlerinin kurulması ve geliştirilmesi, şirket hizmet standartlarının uygulanması ve kontrolü konularında proje liderlikleri yapmıştır. Akyol, işletme yüksek lisans eğitimine 2004 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde başladıktan sonra Ernst & Young’a katılmış, 2 yıl boyunca eğitim programlarının planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konularında danışman – program yöneticisi olarak çalışmıştır. 2006 yılında yüksek lisans eğitimini tamamlamasıyla birlikte, Citibank Ülke Eğitim ve Geliştirme Ekibi’nin başına geçmiş, yeniden yapılanma süreci içinde, eğitim ve gelişim ile ilgili sistemleri kurmuş, çalışanlara ve yöneticilere yönelik akademi ve kişisel gelişim programlarını hayata geçirmiştir. 10 yılı aşkın eğitimcilik tecrübesiyle, 20’ye yakın kişisel gelişim ve yönetici eğitim programının eğitimcisi olarak uzmanlaşan Akyol, İnşaat, Medya, Bankacılık, İlaç, İletişim, Turizm ve Üretim başta olmak üzere tüm sektörlere yönelik olarak tecrübe kazanmıştır. Citibank’taki çalışmalarına devam eden Akyol, evli ve bir çocuk babasıdır.