Benim adım Cumhur. İnsanlar, kendilerine “kim” olduğu sorulduğunda hep “ne” oldukları ile ilgili şeyler söyler. Kim olduğunu ancak kendi bilir. Bu yüzden ben ne olduğumla ilgili birkaç kelam edeyim. Ankaralıyı... [Devamı]

YAŞASIN HİPOKRASİ!

YAŞASIN HİPOKRASİ!



Yazmaya devam kararı aldım az önce. Önceki romanı kalıntılarıyla buraya nadasa bıraktım. Belki birgün kendine güvenen biri “ben bu romana devam etmek istiyorum” der, hoşgelir. Neyse.


Dönüp bakıyorum da; herkes gibi ne çok şey yaşamışım. Kendimi ifade edebilmek adına arkadaşlar edinmişim, bi dolu. Dost dediğimde orada duruyorum. Saysam üçü geçmez muhtemelen, hoş, çok haksızlık da etmeyeyim.


Kendi ikiyüzlüğümü görüyorum dışarıda, kendi yarattığım, yaratadurduğum. Herkes birşerler yapmaya söz veriyor, kimsenin birşey yaptığı yok. Ben bir karar alıyorum. Diyorum ki; çıksınlar benim realitemden bu ikiyüzlü arkadaşlar! Sonra sadeleşmeye başlıyorum. Yalnız kalmaktan korkmadan, üstelik üşenmeden.


Bir sürü e-gruba üyeymişim. Sadeleştir. Facebook’ta bir sürü arkadaş, ilkokul, lise üniversiteden kalma, sadeleştir. Birkaç kadeh içtiğinde eşinin yanında senin kız arkadaşına sarkan ev sahibi, sadeleştir. Daha dün “söz” verdiği halde sözünü tutamayan bir arkadaşıma daha veda ettim. Düşününce O’nsuz da var olduğumu biliyorum. Eksikmişim gibi yaşamanın bana bir faydası yok. Hiç de olmadı. Acaba kimden çıkarım var, nasıl insanlarla iyi geçinir, nasıl kimseyi kırmam diye düşün dur. E bu düpedüz ikiyüzlülük. Çıkıp da adamın/kadının yüzüne hissettiklerini söylemedikten, söyleyemedikten kelli bence ne yapsan boş. Oturup “yemekteyiz” dizisini seyretmeli. Ciddiyim. Bence bizi en iyi anlatan, yansıtan program budur. Çoğuna sorsan “vallahi yemek tariflerini öğrenmek için seyrediyorum” diyorlar. Ben arada bir denk geldiğimde bizi görüyorum, kendimi!


Yaşam bütüne ait, hayatsa bireye! Yaşam temel ihtiyaçların giderilme, hayatsa giderilmiş ihtiyaçlarla yaşama hali! Şimdi biz bunları karıştırdığımızda, beklenti ve isteklerimiz karışıyor. İsteklerimizi elde edemediğimiz şeyler sanmaya başlıyoruz. Yaşamın içinde varolarak hayatımızla kendimizi ifade ettiğimizi unutuyoruz. Kendimizi ifade etmek; cesaret, dürüstlük ve açıklık istiyor. Bir seçim yapmak demek oluyor. Ve hatta durumun gereğini!


Geçenlerde gecenin bir yarısı Discovery’de evren ile ilgili birşeyler seyrediyordum. Dünyanın neresinde olursan ol, kafanı kaldırıp gökyüzüne baktığında, evrenimiz dediğimiz büyüklüğün sınırı 13 milyar ışık yılıymış. (1 ışık yılı= 9.460.730.472.580,.8 km’dir) Yani üç aşağı beş yukarı 26 miyar ışık yıllık bir çap olan bir küre ya da bir kenarı bu kadar bir küp düşünün işte. Şimdi bir de kendi büyüklüğünüze bakın! Planlar yapalım, dibine kadar zorlayarak birşeyleri değiştirmeye çalışalım. Kontrol edelim. Aslında evren kadar büyük olan herbirimiz, bu anlamda masa üzerinden temizlikçi kadının nemli beziyle aldığı toz zerresi gibi davranalım(hoş evren büyüklüğünde en çok o kadarız en-boy-yükseklik olarak). Hangi birimize hizmet edecekse!

Ben vazgeçiyorum. Varolduğumu haykırmak için, sanki eksikmişim gibi yaşamayacağım. Kontrolü bırakıyorum. Ben olmayan şeyleri azad ediyorum bugün. Dışımda gördüğüm tüm hipokratlara teşekkür ediyorum. Bana beni gösterdikleri için, bunun tümü ben olmasam da.


Seyrelmekte fayda var yani. Eskilerin tümünden. Cep telefonlarından, adreslerden, hatunlardan, arkadaşlardan! İkiyüzlülerden bilhassa. Dediği ile yaptığı, yaptığı ile dediği bir olmayan hayal tüccarlarından.


Valla ben öyle yaptım, yapmaya da devam ediyorum. Varsanız varsınız, yoksanız beni ilgilendirmiyorsunuz açıkçası.


Devamı ne zaman mı? Çok yakın aralıklarla…



Benim adım Cumhur. İnsanlar, kendilerine “kim” olduğu sorulduğunda hep “ne” oldukları ile ilgili şeyler söyler. Kim olduğunu ancak kendi bilir. Bu yüzden ben ne olduğumla ilgili birkaç kelam edeyim. Ankaralıyım. Ziraat Yük. Mühendisiyim. Lisanslı basketbol ve hentbol oyunculuğu(eskiden), basketbol ve voleybol hakemliği(eskiden), biraz ressamlık, biraz solistlik, bilgisayar’da ürettiğim desenler, masa tenisi, ve şiir; şair’in dediği gibi “biraz kül biraz duman, o benim işte”. Sevgiyle, http://f2r.net